B.I.O.M. » 2009» Mayıs

29.05.2009 [Cuma]

Sevgili Günlük Yorum Yok »

Sabah 09:00′da Duman - Sen Gibi kaldırdı beni, bugünde sunum var, akşam beni yiyip bitiren Apache, Php, MySQL paketleri sağolsun sonunda bana çıkar bir yol gösterdiler, bakalım Özcan hoca beğenecek mi ?, zaten yine saat 10:00′da Veri Tabanı ve Yönetim Sistemleri dersi, yine geç kalmıyodum ama (ehe). Sunum yine ve haliyle iyi geçti. 11:15 gibi bitirdik deri ve saat 15:00′e kadar dersim olmadığı için bu arayı doktor’a gitmekle değerlendirdim. Doktor hâlâ ve hâlâ ameliyat diye diretiyor, bakalım İstanbula gittikten sonra karar vericez. Hastahaneden sonra yurda kısa bi geçiş yapıp ardından hemen okula gittim. Bu aralar lap-top taşımaktan omzumun ağrımaya başladığını hissettim. Kütüphane’de saat 15:00′e kadar Flash CS4 çalıştım, saat 15:00′de İngilizce dersine girmek istedim ama hoca yoktu ve gelmeyecekmiş. Okuldan çıktıktan sonra bir ilk yaşadık ve Muammer ile ev aradık, çok yere baktık ama hiç ev bulamadık ama bir kaçtane olumlu soru işareti kaldı kafamızda… Yuda döndüm ve yine Flash CS4 çalıştım uzun bi süre, daha sonra canım sıkıldı ve Spore yüklemiştim ona baktım biraz, ardından Canım Ailem’in 14 ve 15. bölümünü izledim 16′yı da izleyecektimde geç yatmama taraftarıyım bu aralar… 15.Bölümün bitiminde de yattım zaten…

28.05.2009 [Perşembe]

Sevgili Günlük Yorum Yok »

Sabah sağolsun beni yılların eskitemeyeceği müzik olan Prince of Persia WW OST - Tower Encounter uyandırdı. Güne bas ve rock ile uyanmak güzel bi duygu olsa gerek (ehe), bugün büyük gün MySQL ile ilgili sunumum var. O yüzden acele etmem gerekirken ben sallana sallana 09:00′da kalktım yemeğe bile 09:40 civarında indim. Az kalsın kendi sunumuma bile geç kalıyodum. Sunum gayet başarılı geçti Özcan hoca’nın gözüne girebilmek güzel bi duygu olsa gerek (Bu “güzel bi duygu olsa gerek” cümle kalıbı da güzel bi duygu olsa gerek :) ). Yinede başarılı öğrenci olmanın yada çok çalışmanın meyveleri yada meyve veren ağacı taşlamaları gerçek bir varsayımmış ki Özcan hoca PhpMyadmin işini benim üstüme yıktı. Ama dünki olaydaki Yusuf hoca gibi kaçmadı. Öğleden sonrası için Grafik ve Animasyon dersinde ise lap-top’um yanımda olduğu için kendi bilgisayarımda daha hâlâ başlayamadığım Flash ödevime bi giriş yaptım. Sınıf olarak üzücü bir olayla karşılaştık Serkan hoca’mız seneye İsveç‘e gidiyormuş doktarasını orda tamamlayacak. Akşam yine Muammer‘le ev işini halledememenin muhasebesini yaptık. Yurda döndüm, PhpMyadmin için Easy - PHP, PhpTriad denemelerimin bana yamuk yapması sinir katsayımı arttırırken Wamp‘ın yardımıma yetişmesi yurtta sevinç gösterileriyle karşılandı :). PhpMyAdmin çalışmam yeterince beni yorduğu için yeterli kanısına vardığım bir noktada sona erdirdim ve yatmadan önce yüz fırça darbesi adına Canım Ailem‘in 13.Bölüm‘ünü seyrettim Meliha‘m yufka açıyodu, bu sahne günü kurtardı, sonrada yattım… Yarın yine büyük gün bu sefer PhpMyadmin

27.05.2009 [Çarşamba]

Sevgili Günlük Yorum Yok »

Bugün çarşamba, sabah Ceza - Fark Var kaldırdı beni. Bugün o kadar mükemmel bir gün ki sabah 08:00′den akşam 18:30′a kadar okuldayım, ne kadar heyecan verici dimi. Zaten Mp3 player’im mı yoksa kulaklığım mı hangisinin hâlâ bozuk olduğunu anlamadığım ve bu yüzden de hâlâ sinir olduğum bi durumda okula gittim. İngilizce dersinde öyle böyle geçtik zaten Bekir hoca’nında ders işleyesi yok, Türk Dili dersi’nde sağolsun sınıf mükemmeldi, azlıktan ve kafa dengi insanlarda Gülsüm ve Merve‘yle birlikte dersi kaynattık, çok muhabbetten Ahmet hoca bize de yazı okuttu. Zincirleme reaksiyonlarla ben Gülsüm‘ü, Gülsüm beni, ben Merve‘yi, Merve Gülsüm‘ü sürekli güldürdü. Öğleden sonra Veri yapıları dersinde yine Yusuf hoca’nın gözbebeğiydim, Bilgisayar II labaratuarına indik ve Yığın konusu ile ilgili program yazdı(m)k. Daha sonra günün en gününe geldik (O kaa sinirlendiriyo ki insanı o yüzden cümle kurma stili bile değişiyor). Donanım dersinde Kürşat hocayla beraber dolu dolu 3,5 saat geçirdik, yeri geldi sövdük yeri geldi övdük (ehe). Gerçi ben Muammer‘in sayesinde bozulan lap-top olan Ebru‘nun lap-top’uyla uğraştım (Evet hemde derste!), Muammer‘le yine eve konusunda bişey yapamamanın ve 320 hakkında atıştık. Akşam oldu yurda dönebildim. Öğlen arası Gilraen kod adlı Funda‘ya “Gmail nasıl alınır” ve “Blog nasıl açılır” hakkında verdiğim ufak seminerin meyvelerini topladım (Evet açmış bloğu - “İçimden Gelenler” adında). Biraz muhabbetten sonra kendi işlerime koyuldum, yarın MySQL hakkında sunum yapıcam onunla ilgili son rötuşlara baktım zaten geç oldu ondan sonra da erken yattım hemde bayağı bi erken sanırım uyku düzenim düzene girecek (Ama önce cümle yapımın düzene girmesi lazım, ehe), bakalım hayırlısı…

Dip not: 320 Muhasebe’de “Satış” numarasıymış, üniversiteliler arasında bir geyik olarak nitelendiriliyor…

Bugün n’oldu; Veri yapıları dersinde Yığın konusuyla ilgili program yazarken Gülsüm‘e yardım için yanına gittim ve Yusuf hoca’ya yakalandım, yardım ettiğimi görünce direk olarak sınıfı üzerime yığdı ve “Sınıftan sen sorumlusun” dedi, çekti gitti. Verdiği sorumluluk göğsümü kabartırken çekip gitmesi kalbimi yaraldı (=, (Ehe, şaka ya)

26.05.2009 [Salı]

Sevgili Günlük 4 Yorum »

Ön bilgi: Selam, sanırım bir özür borçluyum buraya ama özür dilemeden önce kendimi affetiricem bak, sana host  alıyorum artık buralarda bu lanet olası free host’larda sürünmeyeceksin, nayır n’olamaz (Oww iyice kaptırdım kendimi, pardon!). Sanırım artık düzenli bir hayata, sanal da olsa geçilmesi gerektiğini düşünüyorum o yüzden en kısa ve cüzî bir zamanda o hayata geçiyorum…

Bugün ne oldu ya hatırlamıyorum, ama sinir olduğum kesin, sabah 07.30′da Emre Altuğ - Kapış Kapış kalktım yataktan, kahvaltı ilaçlar derken okulda buldum kendimi, kulaklığım mı, Mp3 player’ım mı birisi bozuk ama hangisi bilmiyorum bunlar yüzünden okula SAP olarak gittim… Yusuf hoca’m sağolsun Yığın (Stack) konusuna bi giriş yaptık (Kolaymış ha!.). Matematik dersini zaten sormayın Integral’e geçicez sanırım ya da o bize ehe. Öğleden sonra Kürşat hoca’nın geçen haftalarda gelmemeyişinin ödülü olarak 13:00′dan 17:00′a kadar telafi dersi yapacakmışız, haliyle yaptık zaten, anlatiyim mi 5 saati :), akşam yurda döndüm. 19:00′da parti varmış okulda, muammer’le gidek dedik, gittik hemen geri döndük. Sonra ben uyku düzenimi düzelticem diye kendi kendimi kandıra duram Canım Ailem’in 12. Bölümünü seyrettim 01:00′e yaklaşmıyodu saat (Valla bak) yattım… Ama çok güzeldi bu bölüm…

Sihirbaz (The Illusionist)

Vizyonumdakiler Yorum Yok »

Geçen gün arşivden bi film seyredeyim dedim (yine). Bir ara ününü duymuştum ama aklımdan çıkmış sanırım, klasör adında da sadece “Sihirbaz” yazıyodu nerdende aklıma geldiyse “Bu o filmdir herhalde” dedim. Filmin sonunda hakikaten hass.ktir dedim hatta sadece ben değil filmdeki bi karakter bile dedi (içinden demiştir kesin).

Dikkat: Burdan sonra okuyacağınız bölüm filmi seyretmediyseniz çeşitli önyargı, düşünce yada değişik durumlar oluşturmanıza sebep olabilir ve filmden alacağınız zevkten mahrum kalabilirsiniz. (Yönetim :) ).

Sihirbaz / The İllusionist

Film 20. yüzyılın başlarında geçiyo, hikayeye göre (yani filmin içinde anlatılan hikayeye göre) marangoz bir babanın oğlu olan edward günü birinde bi sihirbazla karşılaşıyo ve kendinde de böyle bir güç olduğunun farkına varıyor, yanlız sihirbazlıktan kastım bilinen basit illüzyonlar değil baya baya sihir. Neyse edward kuytu köşelerde kendini geliştirirken birgün bi kız görüyo birbirlerine aşık oluyolar, kız üst tabakadan olduğu için görüşmelerine izin vermiyolar, bir yakalanıyolar iki yakalanıyolar derken edward küçük yaşta yaşadığı şehirden ayrılıyo ve londra’ya gidiyor. Bir anda 15 yıl ileriye zıplıyo hikaye, adını Eisenheim olarak değiştiren edward çeşitli şehirlerde gösteriler yapıyo tabi herkes şaşkın, çünkü dediğim gibi yaptığı sihirler öyle basit şeyler değil. Daha sonra ülkesine geri dönüyo ve ülkesinin veliaht prensi bunun foyasını ortaya çıkartmak için uğraşıyo aynı zamanda yıllar önce sevdiği çocukluk aşkı sophia’yıda elinde alan prens belliki kaşınıyo :), prensin sophia’yı elinde alması şöyle ki; prens -veliaht prensi- olduğu için yani henüz taht’a çıkmadığı için eğer sophia ile evlenirse arkasında büyük bir güç olacak ve taht’a geçmesi muhtemel olacak yanlız ortada bi sorun var prens daha önceleri beraber olduğu kadınları öldürmüş ve prensin sağ kolu olan müfettiş bu olayları herdefasında bir şekilde örtbas etmiş. Bunu bilen Eiseinheim mükemmel bir plan yaparak hem prensin suçunu ortaya çıkartıyor hemde sevdiği kadını prensin elinde alıyor. Yaptığı plan o kadar mükemmelki yazının başında da söylediğim gibi filmin sonunda hass.ktir çektiğimi dün gibi hatırlıyorum hatta diğer hass.ktir’i çekende (Evet çok oldu biliyorum, özür!) prensin sağ kolu olan müfettiş hatta filmi içtenlikle seyrederseniz emin olun filmin sonunda müfettiş ile sizde kahkaha atabilirsiniz.

Filmden izlenimlerim

>> Sihirbazın henüz edward iken kız için yaptığı kolye mükemmel bir dizayna sahip, acaba yapılabilir mi diye düşünmedim değil

>> Yaptığı sihirler ne kadar uçuk olsada gerçekten insanda bir “vay be !” hissi uyandırıyo, özellikle sahneye ilk çıktığında eldivenleri ile yaptıkları (Ne mi yaptı :) )

>> Müfettişin çıkarları doğrultusu üzerine yapması gerekenleri bir kenara bırakıp insanlığını kullanması güzeldi.

>> Prens için sadece filmin sonunda üzüldüm çünkü adam hayatında bir defa doğruyu söyledi ama onada inanan olmadı :)

>> Filmin sonunda müfettiş herşeyden umudunu kesmişken, bir anda kafasının zehir gibi çalışıp bütün olayları birbirine bağlayarak sonucu bulması mükemmeldi.

>> Eisenheim karizmasını mükemmel bir şekilde filmin her yerinde gösterdi.


WP Tema & Icons: N.Design Studio & Türkçe: t'infection.com
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş